1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Son Haberler

  • 'Türk Milletine Saldırı Yapılmıştır' -

     

    'Türk Milletine Saldırı Yapılmıştır'

    Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, İsrail'in, Filistin'e insani amaçlı yardım götüren gemilere yaptığı saldırının Türk milletine karşı açık bir düşmanlık olduğunu söyledi. Bahçeli, konunun TBMM'de özel gündemle ele alınması ve İsrail ile ilişkilerde yeni bir strateji belirlenmesi gerektiğini belirtti.
    Partisinn TBMM'deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, şunları söyledi:
    "Her gün yeni bir iflasın ve skandalın toplumu sarstığı Türkiye'mizde, dün itibariyle iki çok önemli gelişme ülkemizin gündemine düşmüştür.
    "Bunlardan birincisi, Gazze'ye yardım götüren ve tamamen sivil toplumun barışçı ve samimi girişimine İsrail'in yaptığı alçakça saldırı sonucunda, sayıları henüz resmi olarak açıklığa kavuşmamış çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ve yaralanmasıdır.
    "İkincisi ise tırmanan terör olaylarının son aşaması olarak İskenderun'da Deniz Üs Komutanlığı'na yapılan saldırı sonucunda yedi askerimizin şehit olması ve sekiz askerin yaralanması ile sonuçlanan olaydır."
    Yaşanan tablonun tek sebebinin Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu ileri süren Bahçeli, "İsrail, yardım götüren vatandaşlarımıza hunharca saldırmaktadır. Başbakan Erdoğan ise "Medeniyetler İttifakının Eşbaşkanı" ünvanı ile Brezilya'da çalım satmaktadır." diye konuştu.
    "Van minut" diyerek sahte çıkışlar yapmayın, gerçek bir Ankara duruşu gösterin ve işe Musevilerden aldığınız başarı ödüllerini iade ederek başlayın dedik, yaşananlarla haklı çıktık." diyen Bahçeli, "İsrail askeri güçlerinin, Gazze'de tecrit edilen Filistinli kardeşlerimize yardım malzemesi götüren sivil gemilerimizi hedef alan hunhar saldırıları bütün yurtta haklı infial uyandırmıştır.
    "Tamamen insani amaçlarla ve sivil toplumun iyi niyetli ve samimi çabalarıyla yürütülen bir yardım faaliyetinin katliama varan tepki ile sonuçlanmış olması Türk milleti tarafından asla kabul edilmeyecek olan bir saldırganlıktır.
    "Mazlum Gazzeli kardeşlerine insani amaçlarla yola çıkmış yardım gemimize yapılan saldırı Türk milletine karşı açık bir düşmanlıktır.
    İsrail devleti, bu kanlı eylemle, yıllardır mazlum Filistinlilere reva gördüğü zulme, bu kez Tük milletinin evlatlarını da dahil etmiş ve telafisi mümkün olmayacak yaranın açılmasına neden olmuştur. Bu katliam, sıradan mesajlarla geçiştirilerek,Büyükelçilerin birkaç günlüğüne geri çekilmesiyle, diplomatların cılız ve etkisiz kınama kararlarıyla, veya ucuz siyasi kabadayılıklarla, hamasetle örtülemeyecek kadar ciddi, son derece önemli ve hayatidir.
    Tamamen sivillerden oluşan ve kardeşlerine yardım etmekten başka bir amacı olmayan kadirşinas milletimin temsilcilerine karşı İsrail ordusunca yapılmış saldırı doğrudan Türk milletine yapılmıştır.
    Bu hunhar saldırıdan sonra, hiçbir özür, bahane, gerekçe olayı örtemeyecek, Türk milleti bu saldırganlığı hesap hanesine mutlaka yazacaktır.
    Olayın gerçekleştiği saatlerde, Başbakan Şili'de, Dışişleri Bakanı Brezilya'da küresel projelerin taşeronluğunun peşindedir. Günün ilerleyen saatlerine kadar hükümet suskun, aciz ve çaresizdir.
    Milletimiz, Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada yer verilen "sonuçlarına katlanırsınız" ifadesinin, ve ilerleyen saatlerde Başbakan'ın uyarısındaki "yetti artık" sözünün gerçek karşılığını görmek istemektedir. Sabırsızdır." diye konuştu.
    "Türk devleti, kendinde güç vehmederek tarihi bir yanılgıya düşenlere gereken karşılığı vermeye kadirdir." diyen Bahçeli, "Milletimizi haklı iken haksız çıkartacak duygusal tepkilerden uzak kalmaya; doğru zeminlerle ve doğru yöntemlerle İsrail'den soracakları hesabın arkasında durmaya, ancak sağduyuya çağırıyorum. Türkiye'nin sokaklarda taşkınlık yaparak bulacağı bir çözüm yoktur, tepkiler demokrasinin sınırları ve meşruiyet içinde olmalıdır.
    Konu bu aşamadan sonra siyasetin de üstünde milli bir konudur. Bu olayla birlikte, İsrail ile ilişkilerin geleceği hakkında derhal yeni bir strateji belirlenmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi acilen özel gündemle toplanmalıdır. Bu toplantıda, yaşanan saldırılar, geride kalan diplomatik skandallar, karşılıklı restleşmeler de dahil olmak üzere Türkiye-İsrail ilişkileri değerlendirmelidir." değerlendirmelerinde bulundu.

  • TEŞKİLATA SADAKAT -

     

     Beykoz Ülkü Ocağı Dergi Temsilciliği Başkanı Mehmet Gündoğdu, yapmış olduğu konuşmada, Ülkü Ocaklarının temel amacının, milletimizi asırlardan beri sürüp gelen iktisadi, siyasi ve sosyal sorunlarını, Türk milletinin tarihi gerçeklerini, dinine, ırk ve adaletine, kısacası Türkiye’nin gerçeklerine uygun milli bir amaçla halletmek en yüce gaye, olduğunu belirtti.

     

    Başkan Gündoğdu, bu bağlamda yeni yetişen nesle bu konuları öğretmeyi amaçlayarak başlatılan bu çalışmaların diğer bir tarafı da kendi temelini oluşturan eğitim, kültür ve bilgi aktarıcılığı noktasında da yolumuza devam etmektir, dedi.

     

    Beykoz Ülkü Ocakları yapmış olduğu toplantıda, seminerci olarak yine ocaklarının içinden yetişen İlker Öztürk’ü getirdi.

     Öztürk, Ülkü Ocaklarının amacının genç nesle Türk Milleti’nin varlığı ve tarihinin yanı sıra gelecekte önce aileye karşı olan sevgi - saygı ile yetişmesi gereken ve ardından okullarında başarılı öğrenciler olarak mezun olmaları ve edineceği meslekler ile de Türk Milleti’ne faydalı birer insan olma yolunda yapılması gerekenleri anlattı.

    İlker Öztürk konuşmasının devamında şunları söyledi;

    Ülkü Ocakları kendisinin üst kurumu yani baba ocağı olan Milliyetçi Hareket Partisi’ne göstereceği itaat ve sadakatla çalışmalarını devam ettirecektir.

    Temel amaçlardan bir tanesi ise teşkilata okumuş kadrolar yetiştirmektir, dedi.

     

    İlker Öztürk, Ülkü Ocakları; aynı ülküyü taşıyan mücadeleci milliyetçi toplumcu genç ülkücülerin ocağıdır (evidir).

    Ülkü Ocağı, milletine karşı derin sevgi ve saygı hislerini taşıyan kendisini Türklüğe adayan genç ülküdaşların ocağıdır.

    Ülkü Ocakları, batıcılığı bir taklitçilik müessesesi haline getiren ve bugünkü her türlü mesuliyet duygusundan yoksun ve gayesiz bir neslin yetişmesine sebep olanlara karşı mücadelede azimli genç ülküdaşların ocağıdır.

    Öztürk, Ülkü Ocakları, yaşıyor ve yaşamaya devam edecek… Ülkü Ocakları her ülkücünün yüreğinde bir sevdadır. O sevda içinde acılar ve sevinçler, hep ortak bir paylaşımla sahiplenilir. Ülkü Ocakları şanlı bir mazinin atiye açtığı aydınlık bir yoldur. Milyonlarca Türk gencini, milletinin kendi değerleri ile tanıştırmak ve bir hayat tarzı oluşturmak için kurulan bir milli okuldur. Bu okulun verdiği şuur, Türk milleti için yapılabilecek her türlü fedakârlığın alt yapısını oluşturur. Bu yapı var oldukça, Türkiye’nin yarınları da garanti altında demektir. Türkiye’nin dört bir yanında tüten ocaklar, vatanın bütünlüğü, milletin birliği adına inanç ve Türk milletinin her alanda yükseltilmesi noktasında ülkü sahibi bireylerin yetişmesi için kurulmuş en büyük sivil toplum kuruluşunun başında gelmektedir, diyerek sözlerini tamamladı.

     

    Beykoz Ülkü Ocaklarının seminerine katılan MHP Beykoz İlçe Başkanı Sadık Ali Uslu ise, yetişen genç nesile, temel eğitimin öncelikle aileye karşı olan sevgi ve saygıdan başladığını belirterek “ anasına- babasına faydalı olmayan hiçbir gencin ne Ocak’ta ne de teşkilatta faydalı olamayacağının” altını çizerek, öncelikli olarak bu konulara dikkat edilmeli, dedi.

     

    İlçe Başkanı Uslu, katılımcı genç nesillere, okuldan artan zamanlarda birbirinizi özleyin, okullarınızda ise birlik ve beraberlik içinde olun. İnsanlarımızın son zamanlarda eksiklik hissettiği aile bağlarının kuvvetlenmesi için önemli adımlar atmış olacaksınız, dedi.

     

    İlçe Başkanı Uslu, sizler alacağınız belli sorumluluklarla bizlere yol haritası olan fikriyatımız ve onun sembolü olan Üç Hilali taşıyacaksınız. Bu yüzden elinizde bulunan lekesiz tertemiz değerlerin kıymetini bilin ve Bayrağı yere düşürmeyin, Bayrağı lekelemeyin, dedi.

     

    MHP İlçe Başkanı Uslu, konuşmasının son bölümünde teşkilata sadakatin esas olduğunun altını çizerek  “bütün yapılacak çalışmaların ana merkezi Milliyetçi Hareket Partisi çatısıdır, bu yüzden herkes teşkilatına gereken sadakati göstermeli, onun yükselmesi yolunda elinden gelen gayretler içinde olmalıdır” diyerek, ülkücü edep ve adap ile yaşantılarının devam ettirilmesinin önemine” dikkat çekti.

     

    İlçe Başkanı Uslu, rahmetli Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş beyefendinin başlatmış olduğu yolda ve bu günde davamızın ilkeli, bilgili, bilge lideri Hedef 2023 Lider Ülke Türkiye özlemi ile çalışmalarını devam ettiren Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli beyefendi ile onurlu ve şerefli Türklük mücadelemizi sürdürmekteyiz diyerek     “ bizler umutsuzluğu olduğu yerde umudumuzu kaybetmeden yürüyenleriz. Her yolda çakıllar her durduğumuz yerde bölücüler, fitneciler, nifakçılar vs. olsa ne yazar, ya ölümüne severiz ya da tek kalemde sileriz” şeklinde konuşması katılımcı gençler tarafından büyük alkış aldı.

  • PKK'lıları Avrupa'da besleyeceğiz -

     

    AKP MKYK üyesi ve Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı, TBMM Dış İşleri Komisyonu sözcüsü çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu, PKK’nın önümüzdeki hafta ve aylarnda çözüleceğini, Irak’ın kuzeyinde bulunan kamplarda barınan PKK’lılardan suça karışmamış olanların rehabilite edileceğini, çeşitli suçlara karışmış olanların ise İskandinav ülkeleri gibi ülkelere gönderileceğini söyledi.

    çankırı Karatekin üniversitesi tarafından düzenlenen ‘Türk Dış Politikasının Güncel Konuları’adlı konferansta konuşan Kınıklıoğlu, kendisinin de son dönemde aktif olarak yer aldığı bölgesel dış politikalar hakkında bilgi verdi. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkinin, özellikle Kuzey Irak’taki durum nedeniyle oldukça gergin olduğunu, ancak şu an hem Bağdat’la, hem de Erbil’le doğrudan ilişki ve hassasiyetlerimizi birinci elden aktarabileceğimiz mekanizma geliştirildiğini anlatan AK Parti milletvekili Suat Kınıklıoğlu şöyle konuştu. “Göreceksiniz önümüzdeki hafta ve aylarda PKK’nın Kandil’den ve oralardan çözüleceğini, oradan eli silah tutmamış olanların rehabilite edileceğini, suç işleyenlerin, şiddete karışmış olanların başka ülkelere işte İskandinavya falan gibi başka ülkelere yollanacağını ve bu sorunun ortadan kalkacağını göreceksiniz. çünkü artık saha bitti, topu taca atmanın gereği kalmadı. Türkiye, Irak’la ilişkilerini geliştirerek PKK’yı oradan çıkaracak. Zaten şu andaki açılımın yan yansıması aslında Irakla ilişkilerin geliştirilmesidir.”

     

     

  • BEYKOZ AYAKTA -

     

    ŞEHİT EVİNDE YAS

    31 Mayıs 2010 Pazartesi

     

    İskenderun'daki Deniz Üs Komutanlığı’na bağlı İkmal Birliği’ne teröristlerce yapılan roketli saldırıda şehit olan er Erhan Terletme’nin evine ateş düştü.

    3 ay önce davullu zurnalı yapılan uğurlama töreninde, mutluluğu yaşayan Erhan Terletme’nin ailesi ve arkadaşları gözyaşlarına boğuldu

    Şehit Er Erhan Terletme’nin Beykoz Gümüşsuyu Mahallesi Babacan Sokak 31 Numara’daki evine acı haber sabah erken saatlerde geldi. Terletme ailesinin tek çocuğu olan Erhan Terletmez’in şehadet haberi üzerine anne Fatma Terletme ve baba Necati Terletme sinir krizi geçirdi. İstanbul Garnizon Komutanlığı’ndan gelen görevli sağlık ekibinin müdahale ettiği anne Fatma Terletme’ye evinde sakinleştirici tedavi uygulanırken, oğlunun ölüm haberi üzerine şok geçiren baba Necati Terletme’nin ağzından ise tek kelime çıkmadı.

    3 aylık asker olduğu öğrenilen Er Erhan Terletme’nin amcası Şakir Terletme yaptığı açıklamada, “Yeğenim ile dün akşam telefonla görüşmüştük. Huzurunun yerinde olduğunu söylemişti. Halini hatırını sordum iyiyim dedi. Sonra telefonu kapattık. Bu saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin Allah belasını versin, hepsini lanetliyorum" diye konuştu.

Ülkücülük

PDF Yazdır

Ülkücülük, beynelminelci (Enternasyonilst) değil millîdir.
Ülkücülük, kozmopolit değil, milliyetçi karektirlidir.

Ülkücülük, zulmü deüğil adaleti, inkarı değil teslimiyeti, isyanı değil itaati, cehaleti değil ilmi, korkuyu, nefreti değil sevgiyi, savaşı değil barışı, kavgayı değil hoşgörüyü saglamayı arzular.
        
Ülkücülükte "Hak güclünün değil, haklınındır."

Ülkücülükte, dünya nimetleri gasbedilmez paylaştırılır.

Ülkücülük, insanın iki dünya saadetini temin etme düşüncesinde olduğu için maddî kalkınmayla beraber  manevi kalkınma hamlesine önem verir.

" Ülkücülüğümüz; Türk Milleti'ni en kısa zamanda, en üst seviyesine çıkarmak; mutlu, müreffeh hale getirmek, bağımsız, hür, kendi haklarına sahip bir hayata kavuşturmaktır."

Siz büyük Türkiye'yi gerçekleştirecek olan Ülkücüler!
Siz Oğuzların, Kürşadların; Alparslanların, Fatihlerin, Yavuzların, Abdülhamidlerin, Yunus Emrelerin, Mevlanaların, Hacı Bektaşların, Sütçü İmamların; Dilşad Sultanların, Nene hatunların, Gevher Nesibelerin, Malhun Hatunların torunları olan Ülkücüler;  
"Gafillerin ardında Allah'ı anan; kacanların ardında vuruşan, ölüler arasında diri olan gibidir." kutlu Peygamber sözünün muhatıbı olmak için çalışın.  

Yolunuz açık olsun. Cenab-ı Allah, taşıyamayacağımız yükü omuzlarımıza yüklemesin. Yüce Yaradan kendi dini için gayret eden herkese yardım etsin.

ÜLKÜCÜ OLMA GURURU
Orta mektepte idik...
Materyalist bir resim ögretmenimiz vardi. Kadincagiz "devrim yolunda" çogu erkekten daha erkekti. Öyle zannediyorum ki cesareti hükümetinden ve sayilarinin çoklugundan geliyordu.
O yillarda ülkücü ögretmen kitligi mi vardi nedir, okullarda ki ülkücü ögretmenleri nazar boncugu gibi görüyorduk. Uzatmayalim, bizim matematik disinda bütün derslerimiz iyi. Ögretmenlerin nazarinda sempatikligimizden kaynaklanan kredimiz de mevcut.
Türkçe ögretmenimiz zaman zaman tonton yanagimizi sIkarak "kizimi sana verecegim" derdi. Ne yapalim emir büyük yerden!... Hiç görmedigimiz bir yavuklugumuz olmustu.
Resim ögretmenimiz "Allahsizlik hastaliginin" tezahürü olarak cami resmine tahammül edemez, münasip bir dille cami resmi yapmamizi tavsiye ederdi (!). Biz ise ona inat ulu ustamiz Mimar Sinan'a tas çikartircasina cami resimleri yapardik...  

O gün en arkadaki siramda oturmus resim yapiyordum. Arkadaslar da ögretmenle sohbet ediyorlardi. Yanimdaki arkadasin dürtmesiyle konusmaya dikkat ettim. Resimci bayan (hâsâ) "Allah insanin kaderine ne karisir. Herkes kaderini kendi çizer" gibi lâflar ediyordu.
Serde ülkücülük var! Haydi diyen birkaç bakisin tesvikiyle ögretmen bayana itiraz ettik. Müslümanin kader anlayisini bildigimiz kadar anlattik...
O tenefüs, isin o kadar basit olmadigini; müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalisan bu kadina haddini bildirmek gerektigini sinif arkadaslarimiza duyurduk... Ímza toplayip sikâyet edecegiz! Bu arada "solcu" çocuklar olan biteni hiç beklemeden gidip anlatmislar. Biz de imza, dilekçe derken baktik ki Nasrettin Hoca'nin fil hikayesindeki gibi ortada kalmisiz. Din söz konusu olunca bize burunkiviran hizli mücahit (!) kardeslerimiz "babam kizar. Tesekkürüme mani olurlar. Ögretmenlerle arami açamam gibi
ulvî sebeplerle yan çizdiler.
Yeterli imza çikmadigi için biz sikayetten vazgeçtik, fakat is burada bitmedi. Olaydan bütün okulun haberi oldu. Ayni gün cografya dersindeyken kapi tikirdadi, resim ögretmeni perisan vaziyette "ablasini" çagirdi. Biraz sonra hisimla içeriye giren cografyacimiz "kizil" gözlerini gözlerime dikerek; "Bu sinifta ezilmesi gereken birkaç böcek var!" diye hirladi. Diger günlerde bayagi korktugumuz- çünkü lakabi püsküllü belâ idi- o ögretmenden ilk defa, bütün hiddetine ragmen korkmamistik... Üstelik zaferle
sonuçlanmasa bile bir galibiyet hazzi tasiyorduk...
Arkadaslar yaptigim resimlere imzasini atarak 9-10 aliyorken, ben iyi resimlerden zayif aliyordum. Ee ne de olsa adamlar haktan, hukuktan, insancilliktan, demokrasiden ve dahi fikir hürriyetinden yanaydilar...
Bozkurtlu kolye yüzünden müdür beyin attigi dayagi saymazsak, ülkücü olmanin cezasini (!) çekmeye baslamistik.  
Hadiseden sonraki ilk bayrak töreninde kulagima egilen Türkçe ögretmeni; "Artik cumhurbaskani bile olsan kizimi sana vermiyecegim" demis, yavukludan da olmustuk!
Beden egitimci ve digerleri daha beterdi....  

Ülkücülügün kolay birsey olmadigini, "ülkücüyüm" demenin insana mesuliyet yükledigi gibi çileye hazir ol dedigini idrak etmeye baslamistik.
"Hiç kimsenin tesiri ve baskisi altinda kalmadan" ülkücü olmustuk ve ülkücü olmanin gururunu yasiyorduk. Bu haz insani öyle bir kusatiyordu ki, dayakmis, horlanmakmis, iskenceymis... belanin bin türlüsü viz geliyordu.
O tarihten bugüne kadar yirmi sene geçti. Biz hep büyüdük. Bizim yüzümüz tokatlanmaktan, sirtimiz kursunlanmaktan kizariyordu. Onlarin ki bugün utançtan kizariyor... (herhalde)
Biz ülkücü olmanin ve ülkücü kalmanin iftihariyla mestiz.
Íyi ki ülkücü olmusuz. Íyi ki ülkücülükte çile varmis.
Íyi ki ülkücülük kolay degilmis...

GENÇLİĞE SESLENİŞ

Bir gençlik, Bir gençlik, Bir gençlik...
"Zaman bendedir ve mekan bana emanettir" suurunda bir gençlik...
Devlet ve milletin büyük çapa ermis yedi asirlik hayatinda ilk iki bucuk askini ask, vecd, fatih ve hakimiyetle süsleyici... Üç asrini kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici... Son bir asrini Allah'in Kur'an'in da "Belhum edall" dedigi hayvandan asagi taklitçilere kaptirici... En son yarim asrini da isgal ordularinin bile yapamiyacagi bir cinayetle Türk'ü madde planinda kurtardiktan sonra ruh planinda helak edici tam dört devre bulundugunu gören... Bu devreleri yükseltici ask, çürültücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan... Ve simdi, evet simdi, besinci devrenin kapisi önünde dimdik bekleyen bir gençlik...

Gökleri çökertecek ve yeni kurbaga diliyle bütün dikeyleri yatay hale getirecek bir nida kopararak "mukaddes emaneti ne yaptiniz?" diye meydan yerine çikacagi günü kollayan bir gençlik...

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, irzinin, evinin, kininin, öcünün davacisi bir gençlik...
N.FAZIL KISAKÜREK

Bu kategoride yeni haberler:

Ülkücü Hareket - Ülkümüz