1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Son Haberler

  • 'Türk Milletine Saldırı Yapılmıştır' -

     

    'Türk Milletine Saldırı Yapılmıştır'

    Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, İsrail'in, Filistin'e insani amaçlı yardım götüren gemilere yaptığı saldırının Türk milletine karşı açık bir düşmanlık olduğunu söyledi. Bahçeli, konunun TBMM'de özel gündemle ele alınması ve İsrail ile ilişkilerde yeni bir strateji belirlenmesi gerektiğini belirtti.
    Partisinn TBMM'deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, şunları söyledi:
    "Her gün yeni bir iflasın ve skandalın toplumu sarstığı Türkiye'mizde, dün itibariyle iki çok önemli gelişme ülkemizin gündemine düşmüştür.
    "Bunlardan birincisi, Gazze'ye yardım götüren ve tamamen sivil toplumun barışçı ve samimi girişimine İsrail'in yaptığı alçakça saldırı sonucunda, sayıları henüz resmi olarak açıklığa kavuşmamış çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ve yaralanmasıdır.
    "İkincisi ise tırmanan terör olaylarının son aşaması olarak İskenderun'da Deniz Üs Komutanlığı'na yapılan saldırı sonucunda yedi askerimizin şehit olması ve sekiz askerin yaralanması ile sonuçlanan olaydır."
    Yaşanan tablonun tek sebebinin Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu ileri süren Bahçeli, "İsrail, yardım götüren vatandaşlarımıza hunharca saldırmaktadır. Başbakan Erdoğan ise "Medeniyetler İttifakının Eşbaşkanı" ünvanı ile Brezilya'da çalım satmaktadır." diye konuştu.
    "Van minut" diyerek sahte çıkışlar yapmayın, gerçek bir Ankara duruşu gösterin ve işe Musevilerden aldığınız başarı ödüllerini iade ederek başlayın dedik, yaşananlarla haklı çıktık." diyen Bahçeli, "İsrail askeri güçlerinin, Gazze'de tecrit edilen Filistinli kardeşlerimize yardım malzemesi götüren sivil gemilerimizi hedef alan hunhar saldırıları bütün yurtta haklı infial uyandırmıştır.
    "Tamamen insani amaçlarla ve sivil toplumun iyi niyetli ve samimi çabalarıyla yürütülen bir yardım faaliyetinin katliama varan tepki ile sonuçlanmış olması Türk milleti tarafından asla kabul edilmeyecek olan bir saldırganlıktır.
    "Mazlum Gazzeli kardeşlerine insani amaçlarla yola çıkmış yardım gemimize yapılan saldırı Türk milletine karşı açık bir düşmanlıktır.
    İsrail devleti, bu kanlı eylemle, yıllardır mazlum Filistinlilere reva gördüğü zulme, bu kez Tük milletinin evlatlarını da dahil etmiş ve telafisi mümkün olmayacak yaranın açılmasına neden olmuştur. Bu katliam, sıradan mesajlarla geçiştirilerek,Büyükelçilerin birkaç günlüğüne geri çekilmesiyle, diplomatların cılız ve etkisiz kınama kararlarıyla, veya ucuz siyasi kabadayılıklarla, hamasetle örtülemeyecek kadar ciddi, son derece önemli ve hayatidir.
    Tamamen sivillerden oluşan ve kardeşlerine yardım etmekten başka bir amacı olmayan kadirşinas milletimin temsilcilerine karşı İsrail ordusunca yapılmış saldırı doğrudan Türk milletine yapılmıştır.
    Bu hunhar saldırıdan sonra, hiçbir özür, bahane, gerekçe olayı örtemeyecek, Türk milleti bu saldırganlığı hesap hanesine mutlaka yazacaktır.
    Olayın gerçekleştiği saatlerde, Başbakan Şili'de, Dışişleri Bakanı Brezilya'da küresel projelerin taşeronluğunun peşindedir. Günün ilerleyen saatlerine kadar hükümet suskun, aciz ve çaresizdir.
    Milletimiz, Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada yer verilen "sonuçlarına katlanırsınız" ifadesinin, ve ilerleyen saatlerde Başbakan'ın uyarısındaki "yetti artık" sözünün gerçek karşılığını görmek istemektedir. Sabırsızdır." diye konuştu.
    "Türk devleti, kendinde güç vehmederek tarihi bir yanılgıya düşenlere gereken karşılığı vermeye kadirdir." diyen Bahçeli, "Milletimizi haklı iken haksız çıkartacak duygusal tepkilerden uzak kalmaya; doğru zeminlerle ve doğru yöntemlerle İsrail'den soracakları hesabın arkasında durmaya, ancak sağduyuya çağırıyorum. Türkiye'nin sokaklarda taşkınlık yaparak bulacağı bir çözüm yoktur, tepkiler demokrasinin sınırları ve meşruiyet içinde olmalıdır.
    Konu bu aşamadan sonra siyasetin de üstünde milli bir konudur. Bu olayla birlikte, İsrail ile ilişkilerin geleceği hakkında derhal yeni bir strateji belirlenmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi acilen özel gündemle toplanmalıdır. Bu toplantıda, yaşanan saldırılar, geride kalan diplomatik skandallar, karşılıklı restleşmeler de dahil olmak üzere Türkiye-İsrail ilişkileri değerlendirmelidir." değerlendirmelerinde bulundu.

  • TEŞKİLATA SADAKAT -

     

     Beykoz Ülkü Ocağı Dergi Temsilciliği Başkanı Mehmet Gündoğdu, yapmış olduğu konuşmada, Ülkü Ocaklarının temel amacının, milletimizi asırlardan beri sürüp gelen iktisadi, siyasi ve sosyal sorunlarını, Türk milletinin tarihi gerçeklerini, dinine, ırk ve adaletine, kısacası Türkiye’nin gerçeklerine uygun milli bir amaçla halletmek en yüce gaye, olduğunu belirtti.

     

    Başkan Gündoğdu, bu bağlamda yeni yetişen nesle bu konuları öğretmeyi amaçlayarak başlatılan bu çalışmaların diğer bir tarafı da kendi temelini oluşturan eğitim, kültür ve bilgi aktarıcılığı noktasında da yolumuza devam etmektir, dedi.

     

    Beykoz Ülkü Ocakları yapmış olduğu toplantıda, seminerci olarak yine ocaklarının içinden yetişen İlker Öztürk’ü getirdi.

     Öztürk, Ülkü Ocaklarının amacının genç nesle Türk Milleti’nin varlığı ve tarihinin yanı sıra gelecekte önce aileye karşı olan sevgi - saygı ile yetişmesi gereken ve ardından okullarında başarılı öğrenciler olarak mezun olmaları ve edineceği meslekler ile de Türk Milleti’ne faydalı birer insan olma yolunda yapılması gerekenleri anlattı.

    İlker Öztürk konuşmasının devamında şunları söyledi;

    Ülkü Ocakları kendisinin üst kurumu yani baba ocağı olan Milliyetçi Hareket Partisi’ne göstereceği itaat ve sadakatla çalışmalarını devam ettirecektir.

    Temel amaçlardan bir tanesi ise teşkilata okumuş kadrolar yetiştirmektir, dedi.

     

    İlker Öztürk, Ülkü Ocakları; aynı ülküyü taşıyan mücadeleci milliyetçi toplumcu genç ülkücülerin ocağıdır (evidir).

    Ülkü Ocağı, milletine karşı derin sevgi ve saygı hislerini taşıyan kendisini Türklüğe adayan genç ülküdaşların ocağıdır.

    Ülkü Ocakları, batıcılığı bir taklitçilik müessesesi haline getiren ve bugünkü her türlü mesuliyet duygusundan yoksun ve gayesiz bir neslin yetişmesine sebep olanlara karşı mücadelede azimli genç ülküdaşların ocağıdır.

    Öztürk, Ülkü Ocakları, yaşıyor ve yaşamaya devam edecek… Ülkü Ocakları her ülkücünün yüreğinde bir sevdadır. O sevda içinde acılar ve sevinçler, hep ortak bir paylaşımla sahiplenilir. Ülkü Ocakları şanlı bir mazinin atiye açtığı aydınlık bir yoldur. Milyonlarca Türk gencini, milletinin kendi değerleri ile tanıştırmak ve bir hayat tarzı oluşturmak için kurulan bir milli okuldur. Bu okulun verdiği şuur, Türk milleti için yapılabilecek her türlü fedakârlığın alt yapısını oluşturur. Bu yapı var oldukça, Türkiye’nin yarınları da garanti altında demektir. Türkiye’nin dört bir yanında tüten ocaklar, vatanın bütünlüğü, milletin birliği adına inanç ve Türk milletinin her alanda yükseltilmesi noktasında ülkü sahibi bireylerin yetişmesi için kurulmuş en büyük sivil toplum kuruluşunun başında gelmektedir, diyerek sözlerini tamamladı.

     

    Beykoz Ülkü Ocaklarının seminerine katılan MHP Beykoz İlçe Başkanı Sadık Ali Uslu ise, yetişen genç nesile, temel eğitimin öncelikle aileye karşı olan sevgi ve saygıdan başladığını belirterek “ anasına- babasına faydalı olmayan hiçbir gencin ne Ocak’ta ne de teşkilatta faydalı olamayacağının” altını çizerek, öncelikli olarak bu konulara dikkat edilmeli, dedi.

     

    İlçe Başkanı Uslu, katılımcı genç nesillere, okuldan artan zamanlarda birbirinizi özleyin, okullarınızda ise birlik ve beraberlik içinde olun. İnsanlarımızın son zamanlarda eksiklik hissettiği aile bağlarının kuvvetlenmesi için önemli adımlar atmış olacaksınız, dedi.

     

    İlçe Başkanı Uslu, sizler alacağınız belli sorumluluklarla bizlere yol haritası olan fikriyatımız ve onun sembolü olan Üç Hilali taşıyacaksınız. Bu yüzden elinizde bulunan lekesiz tertemiz değerlerin kıymetini bilin ve Bayrağı yere düşürmeyin, Bayrağı lekelemeyin, dedi.

     

    MHP İlçe Başkanı Uslu, konuşmasının son bölümünde teşkilata sadakatin esas olduğunun altını çizerek  “bütün yapılacak çalışmaların ana merkezi Milliyetçi Hareket Partisi çatısıdır, bu yüzden herkes teşkilatına gereken sadakati göstermeli, onun yükselmesi yolunda elinden gelen gayretler içinde olmalıdır” diyerek, ülkücü edep ve adap ile yaşantılarının devam ettirilmesinin önemine” dikkat çekti.

     

    İlçe Başkanı Uslu, rahmetli Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş beyefendinin başlatmış olduğu yolda ve bu günde davamızın ilkeli, bilgili, bilge lideri Hedef 2023 Lider Ülke Türkiye özlemi ile çalışmalarını devam ettiren Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli beyefendi ile onurlu ve şerefli Türklük mücadelemizi sürdürmekteyiz diyerek     “ bizler umutsuzluğu olduğu yerde umudumuzu kaybetmeden yürüyenleriz. Her yolda çakıllar her durduğumuz yerde bölücüler, fitneciler, nifakçılar vs. olsa ne yazar, ya ölümüne severiz ya da tek kalemde sileriz” şeklinde konuşması katılımcı gençler tarafından büyük alkış aldı.

  • PKK'lıları Avrupa'da besleyeceğiz -

     

    AKP MKYK üyesi ve Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı, TBMM Dış İşleri Komisyonu sözcüsü çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu, PKK’nın önümüzdeki hafta ve aylarnda çözüleceğini, Irak’ın kuzeyinde bulunan kamplarda barınan PKK’lılardan suça karışmamış olanların rehabilite edileceğini, çeşitli suçlara karışmış olanların ise İskandinav ülkeleri gibi ülkelere gönderileceğini söyledi.

    çankırı Karatekin üniversitesi tarafından düzenlenen ‘Türk Dış Politikasının Güncel Konuları’adlı konferansta konuşan Kınıklıoğlu, kendisinin de son dönemde aktif olarak yer aldığı bölgesel dış politikalar hakkında bilgi verdi. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkinin, özellikle Kuzey Irak’taki durum nedeniyle oldukça gergin olduğunu, ancak şu an hem Bağdat’la, hem de Erbil’le doğrudan ilişki ve hassasiyetlerimizi birinci elden aktarabileceğimiz mekanizma geliştirildiğini anlatan AK Parti milletvekili Suat Kınıklıoğlu şöyle konuştu. “Göreceksiniz önümüzdeki hafta ve aylarda PKK’nın Kandil’den ve oralardan çözüleceğini, oradan eli silah tutmamış olanların rehabilite edileceğini, suç işleyenlerin, şiddete karışmış olanların başka ülkelere işte İskandinavya falan gibi başka ülkelere yollanacağını ve bu sorunun ortadan kalkacağını göreceksiniz. çünkü artık saha bitti, topu taca atmanın gereği kalmadı. Türkiye, Irak’la ilişkilerini geliştirerek PKK’yı oradan çıkaracak. Zaten şu andaki açılımın yan yansıması aslında Irakla ilişkilerin geliştirilmesidir.”

     

     

  • BEYKOZ AYAKTA -

     

    ŞEHİT EVİNDE YAS

    31 Mayıs 2010 Pazartesi

     

    İskenderun'daki Deniz Üs Komutanlığı’na bağlı İkmal Birliği’ne teröristlerce yapılan roketli saldırıda şehit olan er Erhan Terletme’nin evine ateş düştü.

    3 ay önce davullu zurnalı yapılan uğurlama töreninde, mutluluğu yaşayan Erhan Terletme’nin ailesi ve arkadaşları gözyaşlarına boğuldu

    Şehit Er Erhan Terletme’nin Beykoz Gümüşsuyu Mahallesi Babacan Sokak 31 Numara’daki evine acı haber sabah erken saatlerde geldi. Terletme ailesinin tek çocuğu olan Erhan Terletmez’in şehadet haberi üzerine anne Fatma Terletme ve baba Necati Terletme sinir krizi geçirdi. İstanbul Garnizon Komutanlığı’ndan gelen görevli sağlık ekibinin müdahale ettiği anne Fatma Terletme’ye evinde sakinleştirici tedavi uygulanırken, oğlunun ölüm haberi üzerine şok geçiren baba Necati Terletme’nin ağzından ise tek kelime çıkmadı.

    3 aylık asker olduğu öğrenilen Er Erhan Terletme’nin amcası Şakir Terletme yaptığı açıklamada, “Yeğenim ile dün akşam telefonla görüşmüştük. Huzurunun yerinde olduğunu söylemişti. Halini hatırını sordum iyiyim dedi. Sonra telefonu kapattık. Bu saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin Allah belasını versin, hepsini lanetliyorum" diye konuştu.

En Büyük Türk Milliyetçisi Atatürk

PDF Yazdır

"Türk Milleti milli duyguyu, insani duyguyla
yanyana düşünmekten zevk alır.
Vicdanında milli duygunun yanında insani duygunun
şerefli yerini daima muhafaza etmekle iftihar eder."
-Mustafa Kemal Atatürk-
 
Atatürk ülkemize yepyeni bir çehre kazandırırken çok önemli bir noktayı her zaman göz önünde bulundurmuştur. O da Türk'ün kendi öz benliğini kaybetmeden, kendi kimliğini, kültürünü unutmadan yeniliklere adapte olabilmesi, onları kendi milli kültürü içinde sindirebilmesidir. Aksi bir durumun milletimizi içten içe çürüteceğini bilen Atatürk, Türk Milleti'ni millet yapan unsurları; yani tarihini, dilini, dinini yani kısaca öz kültürünü her zaman yaşatacak köklü tedbirler almış ve şöyle demiştir:

"Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletlerarası ilişkilerde bütün çağdaş milletlerle aynı çizgide ve onlarla uyum içinde yürümekle birlikte, Türk toplumunun özel karakterlerini ve başlı başına bağımsız kimliğini saklı tutmaktır."

Atatürk'ün bu sözleri onun milliyetçilik anlayışının açık bir ifadesidir. Bu milliyetçilik bugünkü vatanımızın sınırlarıyla çizilen, yeni topraklara sahip olma hevesinden arınmış, fakat bağımsız ve özgür yaşamaya kesin azimli, dünya milletlerini bir aile sayan, her milletin haklarına saygılı, kendi haklarını ve haysiyetini korumakta kararlı, diğer bir deyişle "insani bir Türk milliyetçiliği"dir. Atatürk'ün insani Türk milliyetçiliğini açık bir şekilde ifade ettiği sözleri şöyledir:

"Türk Milleti milli duyguyu, insani duyguyla yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında milli duygunun yanına insani duygunun şerefli yerini daima muhafaza etmekle iftihar eder. Çünkü Türk Milleti bilir ki bugün uygarlığın yüce yolunda bağımsız ve fakat kendileriyle paralel olarak yürüdüğü bütün uygar milletlerle karşılıklı insani ve medeni ilişkide bulunmak elbette gelişmemizin devamı için gereklidir ve yine malumdur ki; Türk Milleti, her uygar millet gibi mazinin bütün devirlerinde keşifleriyle, ihtiralarıyla uygar dünyaya hizmet etmiş insanların, milletlerin değerini takdir ve hatıralarını saygı ile muhafaza eder. Türk Milleti, insaniyet aleminin samimi bir ailesidir." (Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları, Afet İnan, s. 21)

Atatürk milliyetçiliğinin insani yönü yanında bir de Türkiye'nin bağımsızlık ve özgürlüğünü en aziz görev haline getiren üstün bir yönü vardır. Bu milliyetçilikte Türk Milleti'nin bağımsızlığı uğruna göze alınamayacak bir fedakarlık yoktur. Çünkü, milliyet duygusu bir toplumda bireylerin kendilerini bütüne bağlı ve onun bir unsuru olarak görmeleri ve o milletin bekası için varlıklarını ortaya koymaya hazır olmalarıdır.

Ulu Önder hiçbir zaman ırkçılık temeline dayanan bir milliyetçiliği savunmamış, daima hars milliyetçiliğinin yani kültür milliyetçiliğinin taraftarı olmuştur. Ortak tarih ve kültüre sahip olan insanımızı milli bir şuur altında birleştirmeye çalışmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin de ancak bu şekilde güçlenebileceğini belirterek "Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz; Cumhuriyetimiz'in mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsıyla dolu olursa o camiaya istinat eden Cumhuriyet de kuvvetli olur" demiştir. Atatürk, bu asil ve üstün milliyetçilik anlayışını, "Ne mutlu Türk'üm diyene" ifadesiyle ölümsüzleştirmiştir.

Atatürk'ün, milletimizde ortak bir şuur oluşturma gayretleri gösterirken, esas olarak ulaşmak istediği nokta mili birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştırmak olmuştur. Çünkü yaşadığı hayat ona, vatana ve millete karşı yöneltilen en büyük tehlikenin, milli birlik ve beraberliğimizi bozarak devletimizi yıkmak isteyenler olduğunu göstermiştir. "Milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür" diyerek milli ülkünün tanımını yapmıştır.

Bu nedenledir ki Atatürk, tarih ilminin eğitim ve öğretim programlarında geniş olarak yer almasından yana olmuştur. Gençlere ve Türk Milleti'ne bilimsel bir şekilde öğretilecek olan milliyet kavramı ile, toplum yaşantısının daha bilinçli olacağına inanmıştır. Bu nedenle insanların milletleri için çalışmaları ve gelecek günlerin güvenliğini sağlamak temel görüşü üzerinde haklı olarak durmaktadır:

"Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur." (Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Afet İnan, s. 309)

Atatürk, Türk milliyetçiliğinin temeline oturtmaya çalıştığı milli ahlakı da şöyle tanımlamıştır:

"Gerçekten de, ahlakiyet özel fertlerden ayrı ve bunların üstünde, ancak toplumsal, milli olabilir. Milletin toplumsal düzen ve sükunu, hal ve gelecekte refahı, mutluluğu, selameti ve dokunulmazlığı, uygarlıkta ilerlemesi, yükselmesi için insanlardan her konuda bilgi, gayret nefsin feragatini gerektiği zaman seve seve nefsinin fedasını talep eden milli ahlaktır. Mükemmel bir millete milli ahlakın gerekleri o millet fertleri tarafından adeta muhakeme edilmeksizin vicdani, duygusal bir nedenle yapılır. En büyük milli duygu, milli heyecan işte budur.

Millet analarının, millet babalarının millet öğretmenlerinin ve millet büyüklerinin evde, mektepte, orduda, fabrikada, her yerde ve her işte millet çocuklarına, milletin her ferdine bıkmaksızın ve mütemadiyen verecekleri milli terbiyenin amacı, işte bu yüksek milli duyguyu sağlamlaştırmak olmalıdır.

Ahlakın milli, toplumsal olduğunu söylemek ve maşeri vicdanın bir ifadesidir demek, aynı zamanda ahlakın kutsal sıfatını da tanımaktır." (Afet İnan, Medeni Bilgiler ve M. K. Atatürk'ün El Yazıları, 1969, s.20-21)

Atatürk'ün milliyetçiliğinde bir topluma bağlı olma ve onun bağımsızlığı ve özgürlüğü için ölüme kadar her fedakarlığa hazır olma duygusu gibi erdemlerin yanında vatan toprağı gibi objektif unsurlar da ağır basmaktadır. Bunun açık kanıtı, Türk toprakları için canı pahasına başlattığı, sürdürdüğü ve büyük bir zaferle sonuçlandırdığı Kurtuluş Savaşı'dır.

Bir insanın milli duygu bilinci içinde kendi topraklarına sahip olması kadar güzel bir duygu yoktur. Kendi toprağına sahip olma duygusu milliyetçilik ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Mustafa Kemal de bu duyguya tüm insanlara örnek olacak bir şekilde sahip olmuş ve bunu eylemlerinin yanında şu sözleriyle de ifade etmiştir:

"Milletler işgal ettikleri arazinin gerçek sahibi olmakla beraber, beşeriyetin vekilleri olarak da o arazide bulunurlar. O arazinin servet kaynaklarından kendileri istifade ederler ve dolayısıyla bütün beşeriyeti de yararlandırmakla yükümlüdürler. Bu yasaya göre bundan aciz olan milletler bağımsız olarak yaşamak hakkına layık değildirler."(Karal, Atatürk'ten Düşünceler, 1956, s. 45)

Avrupalıların "Hasta Adam" diye nitelediği bir milleti ayağa kaldıran büyük kurtarıcı Atatürk, içindeki çoşkun vatan sevgisi ile her zaman Türk Milleti'nin bağımsızlığını hedefleyerek ülkeyi önce askeri sonra da sosyal ve ekonomik alanlarda zaferden zafere taşımıştır.

Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:

Ülkücü Hareket - Mustafa Kemal Atatürk

Beykoz Ülkü Ocakları

  Favorilere Ekle
  Sayfayı Ekle
  Anasayfam Yap
  Sayfayı Paylaş

Başbuğ-Lider-Genel Başkan

.

Saat

Abide Şahsiyetler

Asenalar

Anket

Hangi sanatçımızı daha çok dinliyorsunuz?

 

 

 

 

 

 


  Sonuçlar

İstatistik

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün225
mod_vvisit_counterDün217
mod_vvisit_counterBu Hafta1326
mod_vvisit_counterGeçen Hafta1147
mod_vvisit_counterBu Ay859
mod_vvisit_counterGeçen Ay6232
mod_vvisit_counterToplam33443

Online (20 minutes ago): 6
IP: 38.107.191.110
,
Tarih: 04 -09 - 2010